BUGÜN BAŞARI...
19/9/2008 · Kategori: KISISEL GELISIM
| BUGÜN BAŞARI IÇIN NE YAPABİLİRSİNİZ? | |
| Her şey bir insanla başlar! | |
| Her şey bir insanla başlar. Diğer insanların katılımıyla büyür. Hedeflenen sonucun alınmasıyla, başarıya ulaşır. H. Bullis başarının nereden başladığını ne güzel özetlemiş: "Kişisel başarıyla ilgili her formül insanın kişise teşebbüsü ile başlar ve biter. Kurallar oldukça azdır, ancak kudretlidir. Amacını tesbit et, heyecan ve olumlu düşünce ile kendini ateşle. Meslek hayatına başkalarına yardım ederek başla ve öyle bitir. Bu kalıp içinde her insan kendi mermer bloğundan heykelini yapabilir. Meydana çıkacak son eser de başarısının hikayesi, şahsi teşebbüsü, yükselme hırsı ve çabasının bir sonucu olacaktır.” | |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ANNE VE BABA VARKEN YETİM KALMAK...
17/9/2008 · Kategori: OYKULER
Kısık ve boğuk bir sesle: Kahvaltımı duvardaki pahalı tablolara bakarak yapmak istemiyorum, dedi.
Yanımda bakıcım değil, annem-babam olsun istiyorum. Sustu. Zaten çok konuşmazdı.
Zekiydi, ama bir o kadar da sessiz ve içine kapanık.
Zayıf, ama arkadaşlarının alaylarına sabırla katlanacak kadar olgun.
Anne-babası zengindi, daha o uyanmadan işe koşup gece geç vakit eve dönecek kadar çok çalışıyorlardı. Onlara sorarsanız, her şey tek çocukları içindi. O gözbebekleriydi.
| Gündüz gözüyle görmedikleri bir gözbebek! Gözbebekleri sık sık ıslanan bir gözbebek! Veli toplantısı. Annesi, yanında oğlunun özel öğretmeniyle birlikte en ön sırada. Çok dikkatli ve ilgili. Dinliyor, not alıyor. Toplantı sonrasında, bir köşede bu ilgili anneyle konuşuyorum. O, zekî bir çocuk, ama yeterince yoğunlaşamıyor, sanırım daha fazla sevgi ve şefkate ihtiyaç duyuyor, diyorum. Ders çalışmaması, sizi yeterince göremeyişinin bir sonucu. Kimbilir belki de bir çeşit intikam… Genç ve bakımlı kadın geriliyor. Gardını alıyor. Kimbilir kaçıncı kez duyduğum sözler çıkıyor ağzından. Biz ne yapıyorsak, çocuğumuz için yapıyoruz. Özel okula gönderiyoruz, bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayarı var, interneti var, yurtdışında tatil yapıyor… Bir de edasının söyledikleri. Kalksın, otursun şükretsin. Hangi çocuk bu kadar nimeti bulabiliyor bu zamanda Bu bizim hayat tarzımız. Hiç kusura bakmayın, bu hayat tarzından taviz vermeyiz. Ağzından değil, ama halinden çıkıyor bu sözler. Anlıyorum, diyorum, aslında anlamadığımı söyleyemiyorum. Siz en iyisi bir de psikologa rehber arkadaşla görüşün. Bakalım o ne diyor. Bir de diyemediklerim var. Oğlunuzun doya doya ağlamaya ihtiyacı var, ama yüzünü sizin sinenize yaslayarak. Onun için ne yaptığınız onu hiç mi hiç ilgilendirmiyor. O onunla birlikte ne yaptığınıza bakıyor. Haklı da. Ama, diyemiyorum. Babayı hiç soramıyorum. O nerede? Haftada kaç saat geçiriyor oğlu babasıyla? Hayalci bir soru. Babasını haftada kaç kez görebiliyor? Siz çok zenginsiniz. Ancak oğlunuz fakirliğin en kötüsünü yaşıyor: Duygusal fakirliği. Seneler sonra, şimdi, söylemem gerektiği halde söyleyemeyeceğim bir şey daha geliyor aklıma: Hanımefendi, siz çocuğunuzu yetim ve öksüz bırakıyorsunuz, farkında değil misiniz? Yetimin resmini çizebilseydim kalemimden hüzünlü bir çift göz dökülürdü kâğıda. O zenginlik içinde duygusal fakirliği, anne-babası olduğu halde duygusal yetimliği yaşayan o öğrencinin gözleri. Ağlayan değil, ağlayamayan gözler. Dolu, ağlamaya hazır, ama ağlayacağı bir sine bulamayan bir çift göz... Baba, sadece ekmek parası için yaratılmış değil. O, çocuğuna hem maddeten, hem manen kol-kanat germek için var. Hayat boyu ona yol gösterecek hayat ilkelerini şefkatle öğretmek için var. Aynı odanın içinde soluk alırken bile çocuklarına güç ve dayanak noktası olmak için var. Yetim, şefkatin ve himayenin simgesi babadan mahrum olduğu için yetim. Yetim bu kol-kanattan, bu öğretmenden, bu dayanak noktasından mahrum olduğu için yetim. Korunmasız, zayıf ve ezik. Herkesten fazla şefkate ve ilgiye lâyık. O yüzden, hem Kur’ân, hem Peygamberimiz (asm) yetimlere şefkatle muamele etmemizi emrediyor. Sizce, o öğrencim de “mânen yetim” sayılmaz mı? Sizce de, kim bilir kaç çocuk babası hayatta olsa da mânen yetim değil mi? Kaç çocuk, babası hayatta olsa bile, ondan çok uzaklarda değil mi? “Söylersem, babam sana gösterir” celâllenmesine cesaret edemeyen, baba şefkati ve kuvvetini arkasında hissedemeyen kaç çocuk var? Mânen yetimlerin sayısı belki de kat kat fazla. Şehirlerde kaç çocuk, kreş ve anaokulu köşelerinde sahte ilgi ve şefkatlerle avutuluyor dersiniz? Sabah o uyanmadan evden kaçan, gece o çoktan uyuduktan sonra eve dönen, işine gösterdiği özen ve ilginin onda birini çocuğuna göstermeyen kaç baba, çocuklarını mânen yetim bıraktığının farkında? Ne dersiniz? |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
BAŞARILI ÖĞRENCİNİN MOTİVASYON KİTABI...
17/9/2008 · Kategori: KITAPLAR


Kitapta Hangi Konuları, hangi sayfada Bulacaksınız
MERHABA; Bu Kitapta Nasıl Ders Çalışılır Yok
GİRİŞ; Bu Kitap Zamanda Yolculuk Yapmanızı Sağlayacak Güce Sahiptir
Başarılı Öğrenci Testi (Başarılı Öğrenci misiniz Öğrenin)
Bölüm 1
Başarısızlık Psikolojisi
Bölüm Sloganı: Çalışmayı ve Beklemeyi Öğrenin (Longfellow)
Okul Hayatının Direksiyonunu Ele Geçirin
Nasıl Öğrendik Başarısızlığı?
Bölüm 2
Başarılı Öğrenci Olmak
Bölüm Sloganı: Üşenme, Erteleme, Vazgeçme (Ali Fuat Başgil)
Bilinçaltını Başarıya Programlama
Bilinçaltı diye bir şey var mıdır?
Bilinçaltı gerçekten büyük bir güce sahip midir?
Bilinçaltı nasıl çalışır? Okulda başarı için nasıl kullanılır?
Hedef Belirleme
Platonik Hedefler
Hedef belirleme neden önemlidir?
Hedef Nasıl Belirlenir?
Hedefle, istek ve hayali ayıran ince nokta
Hedefinize doğru giderken unutmamanız gereken hususlar
İrade Gücünü Geliştirmek
İradesi Güçlü Olanlar “İç Disipline” Sahiptir
İç Disiplinin Önemi: “Bedel” Ödemeden “Ödül” Bekleme
İç Disiplininiz zayıf mı? İç Disiplin nasıl güçlendirilir?
İç Disiplin Anlaşması
Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’den İrade Gücünü Kazanmak
Başarı Alışverişi: Bedeli Peşin Ödenmeden Başarı Olmaz
Bedelinizi peşin ödeyin malı sonra alın: “Teklif Etme Veresiye Dost Kalalım Ölesiye”
Unutma Her Bedelin Bir Riski de vardır?
Başarısızlığı Açıklama Biçiminizi ve Olumsuzluk Lara Bakış Açınızı Değiştirin
Başarılı Olacağınıza İnanın: “İnanç Güçlü Bir Silahtır”
Başarısız İnançların Düşmanı: Özgüveni Tam Öğrenci
İmkânsız Mı Oda Ne Demek?
Mazeretlerden Kurtulmadan Başarılı Olunmaz
Kararın Gücü: En Kötü Karar Kararsızlıktan Daha İyidir
Öğrenci Kuralı: Duyguluyum, Duygulusun, Duyguluyuz
Negatif Duyguları Kontrol Altına Almak
Çekmedi Kimseden; Bu Aşklarından Çektiği Kadar
Arkadaş mı? Düşman mı?
Düşüncelerin Müthiş Gücü
İçte Başaramadıysan, Dışta Başaramazsın
Düşünceleriniz, davranışlarınızı etkileyebilmeli
Düşünce Gerçekten Bu Kadar Güçlü Mü?
Büyük Düşünebilmek; Kötü ve Başarısızlık Düşüncelerinden Arınmak
İçinizden Gelen Sese Hâkim Olmak: İç İletişimin Gücü
Hayat Sloganı ve Başarı Cümleleriniz
İlk Adımı Atmak, Yaşama Ve Çalışma Enerjisini Kaybetmemek
Söylenme; Okul Başarımın Kontrolü Bende Değil
Son Söz: Bu Film Sizin Filminiz
Ek Bölüm: Yorumsuz !
Kaynak ve Dipnotlar
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
TEKNOLOJİ KURBANI OLMAK...
17/9/2008 · Kategori: KISISEL GELISIM
Biz iki kaide, kardeşim ve ben, bir Pazar günü elektrik idaresinin bize yaptığı jestle lap topun sınırlı şarjını da kullanarak sakin(!) bir kahvaltı yaptık. Çok değil birkaç yıl öncesine kadar sürekli yaptığımız şimdilerdeyse nasiren tekrarladığımız müzik eşğilinde balkon kahvaltılarını nasıl özlediğimizi farkettik. O, hafta boyunca neler yaptık, kimlere kızdık, nelere üzüldük, nelere sevindik.... Bir dünya şey konuştuk. Yani bizim daha kaliteli şekilde kahvaltı yapmamız için televizyonun kapanması yeterli oldu. Yani düşünün birkaç saatlik televizyonsuzluk keyifli bir sohbete sebep oldu. Yani üç beş gün televizyon açmasak sarmaşık gülleri gibi olacağız Keza bilgisayar da aynı... Onun hiç mi suçu yok? Var elbette... Uzağı yakın eden süper teknolojik alet evin bireylerini tarumar edebiliyor. Yakında aile bireyleri say dediklerinde annem, babam, bilgisayarım var diyeceğiz. Haa unutmadan, bir de kardeşim.... Annem bazen anlatır, televizyonun sadece lüks evlerde olduğu dönemlerde akşam sohbetleri gırla gidermiş. Tabiri caizse geyiklerin belleri o zaman kırılırmış. Eğlence üzerine eğlence. Kimi çekirdek çitlermiş kimi macun yermiş. Konu bol, konuk bol, söz bol, eğlence bol... Şimdilerdeyse birbirimizi tanımayacağız nerdeyse... Cinsiyet: Kadın; Yaş: 32; İl: İstanbulGçenlerde bir arkadaş ben öldükten sonra mail`lerimi kim okuyacak demesi beni allak bullak etti. Şu sıralar fena halde benden sonra e-posta adresim ne olacak sorusu kafamı kurcalamaya başladı. Ben de ölmeden önce tüm mail adreslerimi ve şifrelerimi birine verme kararı aldım. Hatta zarf hazır. Konu şu ki hala kime vereceğimi bulamadım. Ailemden biri olsa diyorum, olacak iş değil. Arkadaşlara versem, paranoyak olurum hakkımda ne düşünürler diye. Çok zor benim işim, çok. (www.itiraf.com) Tıpkı bu itirafta olduğu gibi bir gün bu gidişle bizler de vasiyetimizde hangi teknolojik zımbırtıyı kime bırakacağımızdan, kime hangi şifrelerin açıklanacağından bahsedeceğiz... Bulduğum bir diğer itiraf da bir insanın teknolojiyle nasıl bütünleştiğini en güzel gösteriyor. Cinsiyet: Kadın; Yaş: 26; İl: Eskişehir Evde temizlik yapıldıysa o gün mutlaka bilgisayardaki gereksiz dosyaları, internet geçmişini ve masaüstündeki kullanılmayan simgeleri siliyorum. Virüs ve spyware taraması yapıyorum. Yoksa evdeki temizlik yarım kalmış gibi geliyor. (www.itiraf.com) Aziz milletimden süper inciler... Gülmeyin hiç! Sıra size de gelecek!!!! Allah`tan ben durumu farkedip de sınırdan dönenlerdenim. Masa üstünde sanal çiçek beslemeye karar verdiğim gün ani bir teknolojik şokla U dönüşü yaptım. Şimdi ne msn de gönderilen sanal güllerim var ne de ekrandan beslediğim masa üstü sınırları üzerinde gezinen "Hacker Can" adlı köpeğim. Trajikomik halimizi gözümüze gözümüze sokan güzel bir yazı okumuştum. Sizinle paylaşmak isterim: Eğer 2007 Yılında Yaşıyorsanız; 1- Yıllardır gerçek kartlarla solitaire oynamamışsınızdır... 2- 3 kişilik ailenize ulaşmak için elinizde 15 farkli telefon numarası vardır... 3- Yan masanızda oturan kişiye e-mail atarsınız... 4- Aileniz ve yakın dostlarınızla görüşememe nedeniniz email adresleri olmamasıdır... 5- Cep telefonunuzu almadan evden çıkmak, ki 15 yıl once hiç bir etkisi yoktu, artık sizin için bir panik nedenidir ve apar topar eve cep telefonunuzu almak için geri dönersiniz... 7- Sabah uyandığınızda kahvaltı yapmadan internetegirersiniz... 8- Bu satırları kitabımdan değil internet üzerinde okuyorsunuzdur (Tamam, bunu ben ekledim) 9- Bu yazılanları onaylıyor ve gülüyorsunuzdur... 10- Daha kötüsü bu yazıyı kimlere mail atacağınız kafanızda hemen canlanmıştır... 11- Listede 6 numaranın olmadığını fark edemeyecek kadar mesşgulsünüzdür... 12- Yukarı bakıp 6 numaranın olup olmadığını kontrol etmişsinizdir. 13- Ve simdi KENDİNİZE GÜLÜYORSUNUZDUR ! İşte durum bundan ibaret... Bugün bizim için mükemmel ötesi teknolojik aletlerin yarın kölesi haline gelmemek için dozunda faydalanmak en akıllıca olanı.... Bol Keyifli Bir Gün Geçirmeniz Dileğiyle... |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KLASİK MÜZİK SİTELERİ..
17/9/2008 · Kategori: REHBERLIK
Arkadaşlar biliyordunuz ki klasik müzik dinlemenin yararları birçok araştırmayla ispat edilmiştir.Ben de nereden klasik müzik indirebilirim diye düşündüm ve çok güzel bir site buldum. Günde 1-2 saat klasik müzik dinlemek(özellikle mozart) çok çok faydalı. Aşağıda adresini verdiğim siteden kolaylıkla klasik müzik indirebilirsiniz. Mozartlı günler...
www.beethovenlives.net
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::
Ziyaretçi Defteri
Son Yazılarım
- BUGÜN BAŞARI...
- ANNE VE BABA VARKEN YETİM KALMAK...
- BAŞARILI ÖĞRENCİNİN MOTİVASYON KİTABI...
- TEKNOLOJİ KURBANI OLMAK...
- KLASİK MÜZİK SİTELERİ..


Biz iki kaide, kardeşim ve ben, bir Pazar günü elektrik idaresinin bize yaptığı jestle lap topun sınırlı şarjını da kullanarak sakin(!) bir kahvaltı yaptık. Çok değil birkaç yıl öncesine kadar sürekli yaptığımız şimdilerdeyse nasiren tekrarladığımız müzik eşğilinde balkon kahvaltılarını nasıl özlediğimizi farkettik. O, hafta boyunca neler yaptık, kimlere kızdık, nelere üzüldük, nelere sevindik.... Bir dünya şey konuştuk. Yani bizim daha kaliteli şekilde kahvaltı yapmamız için televizyonun kapanması yeterli oldu. Yani düşünün birkaç saatlik televizyonsuzluk keyifli bir sohbete sebep oldu. Yani üç beş gün televizyon açmasak sarmaşık gülleri gibi olacağız Keza bilgisayar da aynı... Onun hiç mi suçu yok? Var elbette... Uzağı yakın eden süper teknolojik alet evin bireylerini tarumar edebiliyor. Yakında aile bireyleri say dediklerinde annem, babam, bilgisayarım var diyeceğiz. Haa unutmadan, bir de kardeşim.... Annem bazen anlatır, televizyonun sadece lüks evlerde olduğu dönemlerde akşam sohbetleri gırla gidermiş. Tabiri caizse geyiklerin belleri o zaman kırılırmış. Eğlence üzerine eğlence. Kimi çekirdek çitlermiş kimi macun yermiş. Konu bol, konuk bol, söz bol, eğlence bol... Şimdilerdeyse birbirimizi tanımayacağız nerdeyse... Cinsiyet: Kadın; Yaş: 32; İl: İstanbul